Balıkesir Belediyesi

 

  • Cengiz Çobanoğlu

  • SABRİ UĞUR

  • ZİYAETTİN TAN
    Doğum Yeri: MUSTAFA KEMAL PAYA
    Doğum Tarihi: 1938
    Eğitim: YÜKSEKOKUL

  • SAMİ GÖKDENİZ
    Doğum Yeri: BALIKESİR
    Doğum Tarihi: 1946
    Eğitim: YÜK. OKUL/HUKUK

  • SAMİ GÖKDENİZ
    Doğum Yeri: BALIKESİR
    Doğum Tarihi: 1946
    Eğitim: YÜK. OKUL/HUKUK

  • ZİYAETTİN TAN
    Doğum Yeri: BALIKESİR
    Doğum Tarihi: 1938
    Eğitim: YÜK.OKUL

  • K. AVNİ SAĞLIKÇI
    Doğum Yeri:
    Doğum Tarihi: 1926
    Eğitim: İLKOKUL

  • HÜSEYİN BAŞTÜZ
    Doğum Yeri:
    Doğum Tarihi: 1914
    Eğitim: İLKOKUL
    Mesleği: TÜCCAR

 

Tarihçe

Balıkesir, Anadolu yarımadasının kuzey batısında ve önemli bir kısmı Marmara’da olmak üzere geriye kalan kısmı da Ege Bölgesi'nde yeralan bir ildir. Güneyinden Manisa ve İzmir, batısında Ege Denizi ve Çanakkale, doğusundan Kütahya ve Bursa, kuzeyinden Marmara Denizi ile çevrilmiştir. Bu konumuyla Türkiye’nin Marmara ve Ege denizine açılan yeşil penceresidir.

Yüzölçümü 14.456 Km² olan Balıkesir'in 22 Ekim 2000 tarihinde yapılan sayıma göre nüfusu 1.075.631’dir ( Merkez ilçe nüfusu 218.000 Tahmini). İle bağlı ilçe sayısı 19'dur. Bunlar: Merkez ilçe, Ayvalık, Balya, Bandırma, Bigadiç, Burhaniye, Dursunbey, Edremit, Erdek, Gömeç, Gönen, Havran, İvrindi, Kepsut, Marmara, Manyas, Savaştepe, Sındırgı ve Susurluk’tur.

Balıkesir, Ege ve Marmara Denizlerine kıyıları olduğu için, tarihi  en eski yerleşim bölgelerini kapsayan Arkaik Çağının MÖ 3000 yılına dek uzanır. Bu bölgenin Antik Çağdaki adı MYSİA'dır.

İlin, adını nereden aldığı hakkında değişik rivayetler vardır. Bir rivayette Paleo Kastro (Eski Hisar), bir başka söylentiye göre Bal-ı Kesr (Balı çok), bir başka rivayette ise Pers Devlet adamı Balı-Kisra'nın adından, yada Balak-Hisar veya Balık-Hisar'dan geldiği söylenir...

Antik Çağdaki Mysia adını alan bu bölgede Edremit (Adramytteinen) ilçesinin Altınoluk bucağında Antandros, Erdek (Ertaka) (Belkıs-Kyzikos), Bandırma (Pandermit) adlı önemli  antik yerleşim sahaları vardır.

1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu'ya girmeye başlayan Türkler kısa zamanda Selçuklu Devleti idaresinde uçlara yığılmışlar, buralarda yeni yöreler fethedip, Beylikler kurmuşlardır. İşte bu Beyliklerden biri de Danişment Gazi soyundan gelen Kalemşah Oğlu Karesi Bey'in kurduğu Karesi Beyliği'dir. (Bu beylik Balıkesir'in oluşumunda kuruluş itibarıyla önemli rol oynamıştır.)... 1862'den itibaren çeşitli Yörük Aşiretleri bölgede iskana tabi tutulmuş, yerleştirilmiştir. 1878 (93 Harbi) sonunda gelen Muhacirler bölgede yeni köyler kurmuşlardır.

Kurtuluş Savaşı'nda 15 Mayıs 1919'da düşmanın İzmir'i işgalinden hemen sonra durumu müzakere eden çeşitli kongreler düzenlendi. Balıkesirliler Redd-i İlhak Cemiyetini kurarak silahlı direniş kararı aldı. Kısa zamanda gelişen karşı koyma hareketi (Redd-i İlhak) sonucu Akhisar, Ayvalık, İvrindi Cephelerinde düşman önünde 13 ay direnildi. 30 Haziran 1920'de işgal edilen Balıkesir 6 Eylül 1922'de düşman işgalinden kurtuldu. Balıkesir Milli Mücadelede Redd-i İlhak Cemiyetini  kuran ve düşmana karşı koyan ilk iller arasındadır.

Balıkesir'de turizm alanında büyük gelişmeler olmuştur. Başlıca turizm merkezleri Altınoluk, Ayvalık, Edremit, Akçay, Burhaniye, Ören ve Erdek'tir. Pek çok uygarlığa evsahipliği yapmış olan Balıkesir, zengin tarihi kalıntılarıyla insanlığın en eski dönemlerine ışık tutar. Buna örnek olarak Yıldırım Camii (Eski Camii), Zağnos Paşa Camii ve il merkezinde Saat Kulesi gösterilebilir.

Kent çevresinde doğal güzellikler içinde kurulmuş tarihi kalıntılarıyla pek çok kasaba bulunur. Edremit Körfezi ve oksijen yoğunluğu bakımından dünyada ikinci sırada gelen Altınoluk (Oksijen Cenneti) bu güzel yörelerden bazılarıdır. Zeytinlikler içinde yeralan Ayvalık ilçesi ise güzel kumsalları, karşısındaki küçük adalar ve tarihi kalıntılarıyla ünlü Sarımsaklı Yarımadası ve Cunda (Alibey) Adası gerçekten görülmeye değerdir. 

Balıkesir'in görülmeye değer tarihi eserleri merkezde: Zağnospaşa Camii, Yıldırım Camii, Saat Kulesi (Koca Saat), Umurbey Camii, Karesi Bey Türbesi, Yeldeğirmenleri vs.dir. İlçelerde: Ayvalık'ta Taksiyarkis Kilisesi, Saatli Camii vb., Bandırma'da liman, Cami ve Türbeler, Burhaniye'de Ören, Edremit (Burada Osmanlı döneminde tersaneler kurulmuştur.), Kurşunlu Camii çevredeki en eski İslami eserdir. Ayrıca Altınoluk Bucağında Andantros harabeleri dikkat eçeker. Akçay'a 30 km. uzaklıktaki Küçükkuyu Köyü'ne yakın bir yerde bulunan Zeus Altarı ilginçtir. Öte yandan Erdek, İvrindi, Gönen ve Marmara ilçeleri de çeşitli tarihi zenginliklere sahiptirler. Bunların yanısıra il merkezindeki Atatürk Parkı, Değirmen Boğazı ve Çamlık, Balıkesir'e ayrı bir çekicilik kazandırmaktadır. Dünyaca  ünlü Manyas Kuşcenneti adeta bir sembol olmuştur.

Bölgenin geçim kaynakları genelde tarıma dayalıdır. Zeytin cenneti olan körfez bölgesinin yapısı itibarıyla zeytincilik oldukça etkindir Bunun yanısıra tahıl ürünleri, şeker pancarı, domates, kavun ve benzeri ürünler ekonomideki yerlerini almışlardır. Balıkesir denilince akla hemen Yağcıbedir Halıları gelir. Dünya çapında bir pazarı olan bu halılar ekonomiye önemli derecede katkıda bulunur. İlde zeytinyağı ve çiçekyağı üretimi yanısıra kurulan dev salça fabrikaları, un ve yem sanayileri de ihracata yönelik olarak ekonomiye doğrudan katkıda bulunmaktadır. Ayrıca yörenin, pek çok türlülüğü ile birlikte kolonya, kaymak ve kavunu meşhurdur. Balıkesir'e gelip bir kolonya imalathanesine girildiğinde binbir çeşit bitkilerden imal edilen kokuları bulmanız mümkündür. Bölgede Pamuk üretimi de yapılmaktadır.

İlin sanayi yapısı gelişmeye başlamıştır. Organize sanayi sitesi bu gelişmeye örnektir. Ağır sanayi bölgesinde faal olan Haddaneler demir üretiminde çok önemli rol oynarlar.

Sosyal canlılık ve eğitimdeki performansı ile aktif yaşamda yerini alan Balıkesir, 1992 yılında kurulan ve 1 Ocak 1993 tarihinde tüzel kişiliğini kazanan Balıkesir Üniversitesi örneği ile çağdaş eğitimciliğe katkılarda bulunmaktadır.

Balıkesir, küçük kasabaları ve pek çok doğa görüntüleri ile öteden beri ziyaretçileri büyüleyen bir kenttir. Ege ile Marmara kıyıları, kilometrelerce uzanan kumsalları, göz kamaştırıcı mavilikteki deniz, bölgeyi kaplayan yeşil örtü, mükemmel bir çevrede mükemmel bir zaman geçirmek isteyen herkesi buraya çeker.

Balıkesir çevresinde bulunan pekçok höyük, iskan edilmiş mağara ve düz yerleşim yerinde yapılan araştırmalarda ele geçen bulgular, buralarda bilinmeyen çok eski zamanlardan MÖ 8000-3000 yılları arasında yerleşilmiş  olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu arada Yortan Mezarlığı"nda yapılan çalışmalar, burada bir mezar kültü olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hitit metinlerinde ASSUVA diye anılan Batı Anadolu"nun bu bölgesi Antik çağda MYSIA diye anılmakta idi. MÖ 3000-1200 yılları arasında bu bölgede farklı diller konuşan Pelasg ve Leleg kolonileri kurulmuştur.

4. Truva döneminde (MÖ 1800-1250) Antik çağda İda diye anılan Kaz dağları eteklerinde geçen efsanevi Truva Savaşları bölge halkını da derinden etkilemişti. Homeros"un Odeseus"unda anlatılan Argonotlar Arteka (Erdek) ve Kyzikos"a bu dönemde geldiler.

MÖ 1200"de Anadolu"nun batısındaki halkların başlattığı "Deniz Kavimleri Göçü" önlerine gelen herşeyi yakıp yıkarak ilerlerken ancak MÖ 1190"da Mısır önlerinde durdurulabildiler. Geri dönenler Anadolu ve Suriye"de boş buldukların yerlere yerleştiler. Bu tarihten sonra Hitit Krallığı ile ilgili bilgiler tamamen kesilmektedir.

MÖ 790-Miletoslu göçmenler, Kyzikos ve Prokonnes"te koloniler kurdu. MÖ 680-Kyzikos"a büyük bir Miletos göçmen grubu daha geldi. Kyzikos"un "Altın çağı" başladı.

MÖ 600"lerden itibaren Mysia bölgesi de Pers İmparatorluğu etkisi altına girdi.

Batı bölgesi Satraplık merkezi Deskileion (Ergili Köyü) idi.

MÖ 546-547"de Persler Atina tarafını tutan bütün Adramytion"luları öldürttü.

MÖ 500"de Persler"e karşı yapılan Ionia ayaklanmasına bölge kentleri de katıldı. 494"de isyan bastırıldıktan sonra Mysia"da bulunan kentler de cezalandırıldı.

MÖ 480"de Pers İmparatoru Kserkses Yunanistan üzerine sefere çıkarken Mysia bölgesinden geçti (Maraton Savaşı).

MÖ 478-477 Mysia kıyılarındaki şehir devletleri de Aktika-Dellos deniz birliğine katıldılar.

MÖ 410 Kyzikos"u saran Persler"e karşı yardıma gelen Atinalı Alkibiades Bandırma Körfezinde yaptığı deniz savaşını kazandı.

MÖ 334 Makedonya"lı Büyük İskender Çanakkale Boğazından Anadolu"ya geçti. Biga yakınlarında Granikos çayı 3. Dareios"un Pers ordusunu yendi. Bölge Persler"den temizlendi.

MÖ 323 İskender"in Babil"de ölümü üzerine generalleri arasında çıkan savaşlardan sonra Mysia bölgesi Selevkos"lara bağlandı.

MÖ 238-263"te Bergama hakimi olan Fletairos döneminde bölge bergama yönetimini altına girdi. MÖ 133"te Bergama Kralı Attalos 3.Filometor"un vasiyeti üzerine bölge Roma hakimiyetine geçti.

MÖ 88"de Adramytion hakimi Diador, Pont Kralı Mitridates"in tarafını tutarak çevrede bulunan Latince konuşan binlerce insanı öldürttü. Sonra da Romalıların intikamından korkarak intihar etti. Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra (MS 395) buraları da merkezi Bizans olan Doğu Roma yönetiminde kaldı. Bu devirde Balıkesir ve çevresi Bizans eyalet sistemi içinde OBSİKİON Theması teşkilatı içinde kaldı. Körfez bölgesi bu thema içinde Noecastron Theması"na bağlı idi.

MS 670"de İstanbul"u kuşatmaya gelen Arap ordusu Kyzikos"u ele geçirerek yedi yıl burada kaldılar. 718"de ikinci defa İstanbul"u kuşatmaya gelen Ararplar Bergama ve Edremit bölgesini yağmaladılar.

1071 Malazgirt zaferiyle Anadolu kapılaraı Türklere bir daha kapanmamak üzere açıldı.

1080"de Süleymen Şah Kyzikos"u ele geçirdi.

1081"de Ulubat gölü kıyısında bir Bizans ordusu yok edildi. Kyzikos ve Poimanenon (Manyas) Türklerin elinde kaldı.

1085"de Süleyman Şah doğuda savaşırken emirlerinden İlhan Bey kısa süre önce ellerinden çıkmış olan Kyzikos, Apollonia, Poimanenon ve Edincik dolaylarını geri aldı.

1086"da Vezir Ebu Kasım, Süleyman Şah"ın ölümü üzerine ayaklanan bazı emirleri bastırıp birleştirdi. Kyzikos"u üs edinerek yaptırdığı gemiler ile Sakız adasına kadar akınlar yaptı. Türkmen savaşçılar ilk kez denizcilikle uğraşmaya başladılar.

1090"da Bizans İmparatoru 1. Aleksios Komnenos Mysia"da yurt tutmaya çalışan Türkmenler üzerine kumandan Eufuryanis Alexaders"i yolladı. Apollonia"yı kuşatan Bizanslılar kanlı savaşlardan sonra kale kumandanı İlhan"ı iç kaleye sığınmak zorunda bıraktılar. Olayı duyan Türkmenler imdada gelince Bizanslılar çekildiler. Göl kıyısında büyük zayiat verdiler. Ertesi sene daha iyi hazırlanan bir Bizans ordusu bu kere önce Kyzikos"u aldı, sonra bir baskınla Apollonia"yı da ele geçirerek kaledekilerle birlikte kumandanı da esir ettiler.

1092"de Vezir Ebu Kasım"ın kardeşi İlgazi İznik"te baş kaldırınca 1.Kılıçaslan onu yendi ve burayı başkent yaptı. Sonra Marmara kıyılarını ve Edremit körfezi"ne kadar olan yerleri fethetti. Buradan adalara ve Midilli"ye akınlara başladı. Aynı yıl İzmir emiri Çaka"da Edremit"ten Abydos"a kadar olan kıyılarıu zaptetti. Selçuklular Oğuzların Kınık boyundan, Çaka Bey Çavuldur boyundan Kılıçaslan Emir Çaka"nın kızı ile evli idi. 1093"de Bizanslıların entrikalrı sonunda Kılıçaslan Çaka Bey"i öldürdü.

1099"da Anadolu"ya doluşan Haçlılar, Marmara sahillerinde bulunan bütün Türkmenleri katlettiler. Haçlı fırtınası geçtikten sonra Oğuz boyları Marmara bölgesine gene dolmaya başladılar. 1110 yılında Mysia"daki Bizans kentleri Türk akınlarına karşı tahkim ettirildi.

1113"te Türkler Apollonia"yı gene ele geçirdiler. Türkler"in Kyzikos"a doğru yürümesi üzerine kent valisi burayı boşaltarak Bizans"a kaçtı.

1115"te çok takviyeli bir Bizans ordusu ani bir baskınla Kyzikos"u ele geçirdi. Buralara yerleşmeye çalışan Türkleri kovdular.

1175"te Eskişehir ovasında toplanan yüzbin çadır Türkmen Denizli Bergama, Karia, Mysia ve Edremit bölgelerine dağıldılar. 1206"dan itibaren Türkmen savaşçıları UÇ"lardan hareketle Edremit ve Mysia"daki Bizans kentelerine sürekli akınlara başladılar.

1237"de Selçuklu sultanı Gıyaseddin 2.Keyhüsrev Uç"ları teftiş için Edremit ve Mysia"ya da geldi. 1242"den itibaren Moğollar Selçuklu devletinin bütün idari işlerine karıştığı gibi devletin başına sultan atayabiliyor, devleti bir iki hatta üç sultanla yönetimi altında tutabiliyordu.

1280"li yılların sonlarına doğru başlarında Danişmend Gazi soyundan olduğu için büyük saygı gören Karasi Bey"in olduğu büyük bir Türkmen grubu yanlarında Anadolu Batı Ucu Ulu Bey"in olan Germiyanoğlu Yakup Bey ile beraber Mysia topraklarına girdiler; Kyzikos ve Bigados dışında bölgeyi fethettiler.

Mysia"nın Marmara ve Ege kıyılarını ele geçiren Karasi Bey "Emir-ül Savahil" oldu.

1301-1302"de topraklarını savunamayan Bizanslılar paralı asker olarak kiraladıkları adamları Karasili Türkmenler üzerine yolladılar. Çok azı kurtulabildi. 1304 Ocak ayının ilk günlerinde Bizanslılar tarafından kiralanarak Kyzikos"a gönderilen Katalan paralı askerleri Edincik taraflarında yurt tutmaya çalışan bir Türk Boyunu katlettiler. Bizans"ın Anadolu"nun batısındaki son kalesi olan Alaşehir"i kuşatmış olan Sultan Mesud"un üzerine yürüdüler. Geçtikleri her yeri yakıp yıkarak bir yıl sonra Anadolu"yu terk ettiler.

1306"da Saru Saltuk Baba"nın gaze yolunda Dobruca"da ölmesi üzerine ona bağlı olan Türkmenlerden bir grup Ece Halil önderliğinde Trakya üzerinden geçerek Karasi topraklarına geçtiler. Kaz dağları bölgesine yerleştirildiler. Bu tarihlerden itibaren çok güçlenen Karasi Donanması çevredeki diğer Türkmen Beyliklerinin savaşçılarının da katılımıyla adalara ve Yunanistan"a pek çok akınlar yaptılar.

1333"de Seyyah İbn Batuda Karasi Eli"ni dolaştı.

1334"de çok güçlü bir haçlı donanması Edremit Körfezi"nde Karasi donanmasını yendi.

1336(37)"de Osmanlı Sultanı Orhan Gazi Edremit Bölgesi dışındaki Karasi topraklarını ülkesine kattı.

1354"de Osmanlı ve Karasi askerleri Şehzade Süleyman Paşa kumandasında Rumeli"ne geçtiler. Rumelinin açılması üzerine Karasi Eli"nde bulunan Türk oymakları da buraya geçirildi.

1402"de Ankara Savaşında Yıldırım Bayazıt Ordusu içinde Şehzade Emir Süleyman"ın grubu içinde Karasi Askerleri Gazi İne Bey Subaşı kumandasında döğüştüler.

1403"de Yıldırım Bayazıt"ın oğulları Musa ve İsa Çelebi"ler arasındaki taht kavgalarında Gazi İne Bey Subaşı şehit oldu.

1428"de Hacı Bayram Veli Şeyh Lütfullah ile birlikte Balıkesir"e geldi.

1452-53"de Boğazkesen Hisarı"nın yapılmasından sonra İstanbul, İsfendiyaroğlu İsmail Bey"in ordusu ve Akçaylıoğlu Mehmet Bey komutasında Karasi birlikleri tarafından Fetih ordusu gelinceye kadar abluka altına alındı.

1461"de İstanbul fatihlerinden Zağnos Mehmet Paşa vefat etti. Çalışkan bilgili, tedbirli, hayırsever ve devlete sadakatle bağlı bir vezirdi.

1502"de kuraklığa bağlı bir kıtlık ve 1525"te çekirge felaketi halkı perişan etti.

1503"lü yılların ilk yarısında medrese öğrencilerinin (suhteler) ayaklanması pek çok karışıklıklar çıkardı. Karışıklıklar uzun yıllar devam etti.

1577"de bir deprem şehri harap etti. Pek çok ev yıkıldı.

1592"de Kalenderoğlu, 1624"te Kazdağı Türkmenlerinden Cennetkarıoğlu isyanları, 1632"de İlyas Paşa"nın ve 1780"de Kanlıoğlu Halil Ağa"nın meydana getirdiği olaylar halkın huzurunu bozdu.

1821"de Yunan isyanı ile birlikte ayaklanan Ayvalık Rumları Davasoğlu halil Bey önderliğinde Kepsut Çepnileri tarafından bastırıldı.

1853-56"da Kırım Harbi sonrasında Kırım"dan ve 1859"da Şeyh Şamil"in Ruslara teslim olmasından sonra Kafkasya"dan büyük çapta göçlerle gelenler çevreye yerleştirildi.

1862-64"de Hüdavendigâr Vilayeti valisi Ahmet Vefik Paşa Karasi Eli"nde konar göçer yaşayan Yörükleri zorla iskâna tabi tuttu.

1877-78"de Osmanlı-Rus Savaşı (93 Muharebesi) sonunda çok büyük ve felaketli bir muhacceret hareketiyle Rumeli"den gelenler iskân edildiler. Pek çok yeni köyler kuruldu.

1880"de Karasi Ziraat Cemiyeti kuruldu.

1881-1888 yılları arasında Balıkesir "Karasi Vilayeti" adıyla müstakil bir vilayet oldu. 1885"de Balıkesir Lisesi "Karasi İdadî Sultanî" adı ile açıldı.

1886"da Balıkesir"de Karasi Vilayet Matbaası Kuruldu ve "Karasi" gazetesi yayımlanmaya başlandı. (1886-1888) (ilk sayı 5 Mart 1886"da yayımlandı)

1897"de Büyük Balıkesir Depremi ile şehir adeta yerle bir oldu. Mutasarrıf Ömer Ali Bey"in gayretiyle Balıkesir adeta yeniden kuruldu. Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) faaliyete başladı.

 1908"de Balya-Karaaydın Maden Kumpanyası"na karşı Türkiye"de ilk işçi grevi yapıldı.

15 Haziran 1909"da Karasi, Hüdavendigâr vilayetinden ayrılarak müstakil sancak oldu.

1912"de Rumeli"den gelen büyük bir muhacir grubu iskan ettirildi. Gelenlerin büyük bir kısmı Kalaçina Boşnaklarıydı.

1913"de Bandırma-Balıkesir-Soma Demiryolu Hattı açıldı. Donanma cemiyeti teşkil edildi.

 Memleket Hastanesi kuruldu. 13 Şubat 1913"de Okuma yurdu açıldı.

14 Nisan 1914"de Karasi Gazetesi Çantayzade Basri Bey tarafından yeniden çıkarılmaya başlandı. 12 Haziran 1914"de Enver Paşa ve iki sonra da Talat Paşa Balıkesir"e geldi. Temmuz 1914"de Balıkesir "İzcilik Teşkilatı" kuruldu. "Keşşaf Taburları" çalışmalara başladı. Kepsut Çiftlik (Ziraat) Mektebi kuruldu. Köylerde tifüs salgını görüldü. 18 Eylül 1914 Balıkesir Müdafa-yı Milliye Cemiyeti kuruldu. 

14 Kasım 1914"de Cihad2ı Ekber ilan edildi. Seferberlik başladı. Balıkesir"de gençlik örgütlenmeleri hız kazandı. Kısa zamanda Göç, Genç Ginç ve Gürbüz dernekleri kurularak gençler harbe hazırlanmaya başlandı. Kızıl çekirge felaketi ürünleri tahrip etti.

25 Mayıs 1915"de Balıkesir Hapishanesinden 261 mahkum af edilerek harbe gönderildi.

Haziran 1915-Balıkesir Tiyatrosu binası bitirildi. İlk oyun Temmuz"da göserildi. Bu aydan itibaren Çanakkale"den gelen yaralılar için Balıkesir ovasında binlerce çadırlık Harp hastanesi (Mecruhin Hastanesi) kuruldu. Ayrıca, Erdek, Bandırma, Gönen, Susurluk, Balya"da da Harp Hastaneleri açıldı.

1916-Çekirge felaketi devam ediyor. Kıtlık köyleri kasıp kavuruyor.

15 Ocak 1917 Balıkesir"de İtibarı-ı Milli Bankası hisseleri büyük ölçüde satıldı.

16 Mart 1917 Balıkesir Talim-i Musiki-i Osmani Cemiyeti kuruldu.

5 Mart 1917 Et"am-ı Fukara Cemiyeti muhacirlere ve fakirlere yemek dağıtımına başladı( 31 Mart 1917 günü dağıtılan yemek 3286 kişilikti).

17 Ekim 1918- Çantayzade Basri Bey mütareke yıllarının karanlıklarını delen basının güçlü sesi "SES" gazetesini çıkarmaya başladı.

15 Mayıs 1919 Yunanlılar İzmir"e asker çıkardı.

16 Mayıs 1919 Okuma Yurdu toplantısında Balıkesirliler düşmanla silahlı mücadele kararı aldılar.Millî Mücadele Dönemi başladı.

Ulaşım

Balıkesir Ankara ve İstanbul"u İzmir"e bağlayan karayolu üzerinde bir transit merkezi durumundadır. Bursa-Ankara-İstanbul, İzmir ve Çanakkale illerine düzgün asfalt yollarla bağlıdır. Ayrıca İstanbul üzerinden feribot ve deniz otobüsü ile ulaşılabildiği gibi, Körfez Havaalanı ve Balıkesir Havaalanının hizmete girmesiyle İstanbul havayolu bağlantısı da bulunmaktadır.

Karayolu: Balıkesir'den Türkiye'nin her yerine karayolu imkanı bulunmaktadır.

Otogar Tel: (+90-266) 241 11 99

Demiryolu: Ankara-Balıkesir, İzmir-Balıkesir ve Balıkesir-Bandıma arasında demiryolu ulaşımı mevcuttur.

İstasyon Tel: (+90-266) 713 60 89 - 715 30 50

Denizyolu: İstanbul'dan Bandırma ilçesine feribot ve yolcu vapuru ile seferler yapılmaktadır.

Havayolu: Körfez havaalanının hizmete açılmasıyla havayolu ile İstanbul'dan Ayvalık, Burhaniye ve Edremit ilçelerine ulaşabilmek mümkün olmaktadır. Türk Hava Yolları Acentası Körfez Havaalanı içerisinde hizmet vermektedir

Liman Tel: (+90-266) 312 11 30

THY Acentası: (+90-266) 376 13 36

THY Edremit - İstanbul Seferleri

Edremit Kalkış

Pazartesi: 10:35

Cuma: 19.10

İstanbul Kalkış

Pazartesi: 09.00

Cuma: 17.25

Kültür ve Turizm

Kıyı Turizmi

İlimizin iki denize kıyı vermesi, Marmara ve Ege Denizi’ndeki Adaları ile ilimizde yoğun bir şekilde mevsimsel olarak yaz dönemi içerisinde deniz turizmi yaşanmaktadır.

1. AYVALIK İLÇESİ :

-Sarımsaklı Plajları : İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır. 7 km uzunluğunda 100 m. eninde bir kumsala sahip plaj; birçok konaklama tesisine, kafeteryaya özellikle deniz mahsulleri satan restoranlara ve gazinolara sahiptir.

-Şahinkaya(Badavut): Sarımsaklı plajlarının devamı olup, ince ve temiz kuma sahiptir.

-Altınova : Ayvalık ilçesinin şirin bir bucağı olan Altınova, temiz sahillere sahiptir. İlçe merkezine 13 km. olan belde, piknik ve gezi yerleri ile orman içinde dinlenmeye olanak sağlamaktadır.

-Ali Çetinkaya(Armutçuk): İlçenin kuzey kıyısında temiz,ince kumu ile halka açık bir plajdır.

-Duba Mevkii: Alibey Adası yolu üzerindedir.

-Alibey Adası (Cunda): İlçe merkezine karayolu ile 8 km. uzaklıktadır. Adanın çevresi doğal plajdır. Balık lokantaları ile ünlüdür.

2.BANDIRMA İLÇESİ :

Kapıdağ’ın Bandırma’ya bakan sahillerinde doğal ve geniş kumsallar bulunmaktadır. Bunlardan Kocakum ve Tanaça mevkiindekiler ünlüdür.

3.EDREMİT İLÇESİ :

-Akçay : Edremit’e 10 km uzaklıktadır. Sahil şeridi olup, kısmen çakıllıdır. Her yerinden fışkıran tatlı , soğuk suları ve artezyenleri ile ünlüdür.

-Altınoluk : Edremit’e 28 km. mesafededir. Oksijen deposu özelliğini taşıyan yörede çok sayıda konaklama tesisi ve eğlence mekanları bulunmaktadır.

4.ERDEK İLÇESİ :

Çakıllı olmayan altın renkli kum şeridinin baştan başa sardığı Erdek sahilleri Türkiye’nin en güzel tabii plajlarındandır. Plaj, Edincik altlarından başlayıp Çuğra’ ya kadar uzanır. Sahillerin hemen hemen tamamında konaklama tesisleri ve kamplar bulunmaktadır. Narlı, Ocaklar, İlhan,Turan ve Ormanlı köyleri de tabii kumsallarla çevrili plaj yerleridir.

5.BURHANİYE İLÇESİ :

-Ören : İlçe merkezine 4 km uzaklıktadır. Sahillerinin tamamı temiz, tabii ve ince kumludur. Öğretmen evleri ve İskele Mevkiinden de denize girilebilmektedir. Yaklaşık 10 km. uzunluğundaki bu kumsalların eni 30-60 m. arasındadır.

6.GÖNEN İLÇESİ :

Gönen’e 26 km. mesafede tabii kumsalları ile ünlü Denizkent, konaklama tesisleri lokantaları ve gazinoları ile güzel bir tatil beldesidir.

7. MARMARA İLÇESİ :

Yeşil ile mavinin kucaklaştığı kıyılar, tabii plajlarla kaplıdır. İlçeye ulaşım deniz yolu ile sağlanmaktadır. Özellikle Avşa Adası yaz aylarında, İstanbul-Avşa arası gemi ve deniz otobüsü ile gelen önemli miktarda yerli ve yabancı turist akınına uğramaktadır. Doğal plaj olan Avşa Adası plajının yanı sıra Ekinlik ve dibi mermer olan Saraylar Köyü’ndeki Mermer Plajı ilgi çekici olanlarıdır.

Kutsal Yerler ve Tarihi Yapılar

1.CAMİLER :

a)Balıkesir Merkez İlçede Yer Alan Tescilli Camiler:

Zağnos Paşa Külliyesi: Cami, hamam, türbe, muvakkıthane, muallimhane ve bedestenden oluşan site, Balıkesir’in en büyük ve mimari yönden en mükemmel külliyesidir. Ahmet Vefik Paşa meydanında bulunan bu eserin muallimhane, imaret ve bedesteni bulunmamaktadır. 1461 tarihinde Fatih Sultan Mehmet’in ünlü veziri Zağnos Mehmed Paşa tarafından, o zamanki şehrin kenarına yapılarak Balıkesir diğer yöne yayılmasını sağlamıştır. Külliyeden sadece hamam günümüze dek özgünlüğünü koruyabilmiştir. 1897 yılındaki depremde yıkılan camii ve türbe 1908 yılında Mutasarrıf Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır.

Camii; Özgün yapıdan sadece kuzey kapısı üzerindeki ve iç bölümdeki yazıt kalmıştır. 1908 yılında yeniden yapımı sırasında Rum ve Ermeni ustaların çalışması nedeniyle, Osmanlı sanatının son döneminde görülen melez üslubun etkilerini taşımaktadır. Kare planlı, dört payeye oturan büyük kubbeli yanları tonozlu ve köşelerde köşe kubbeleri bulunan düzgün yontma taş ve tuğladan yapılmış bir yapıdır. Dış görünüşünde yatay ve dikey hatları dikkat çeker. Caminin iç bölümüne çift kanatlı ahşap kapılarla girilir. Kapıların önüne dört köşeli mermer sutünların taşıdığı, ahşap tavanlı kurşun kaplı ve eğimli bir çatı ile örtülü sundurmalar yer alır. Kalın duvarlarla çevrili ibadet yeri dört kalın kare paye ve bu payeleri birleştiren kemerlerle birbirinden ayrılmıştır. Köşe kubbelerinde ve kemerlerde Osmanlı sanatında kullanılmış olan rumi, palmet ve kıvrık dal motiflerinden oluşan kalem işi süslemeler göze çarpar. Mihrap, son dönem Osmanlı sanatının tüm özelliklerini taşımaktadır. Kubbenin geçişi ve yarım tonozlar kıvrık dal, çiçek ve lale motifleri ile süslüdür. Kubbenin iki köşesindeki pencerelerin arası çinilerle süslenmiştir. Barok tarzda ve kesme taştan yapılmış olan minare, barok bir külahla biter. Caminin biri kuzeyde diğeri güneyde olmak üzere iki şadırvanı bulunmaktadır. Kuzeydeki şadırvan on iki köşeli mermer olup, suyu Paşa hamamından gelmektedir.

Yıldırım Camii: Yıldırım Mahallesi’nde yer alan Camii’nin, çeşitli kaynaklardan ve vakfiyesinden edinilen bilgilere göre, 1338 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Büyük bir avlu içerisinde yer alan ve imaret ile birlikte külliye durumundadır. Camii, 1818 ve 1897 depreminden sonra onarım görmüştür. Kuzey ve güney yönünde düzgün dikdörtgen planlıdır. İç mekan beşer sütunlu, iki diziyle üç bölüme ayrılmıştır. Kesme taştan inşa edilen yapı, çatı kiremidi ile örtülüdür. Ahşap minberin kapısı üzerindeki dikdörtgen panoda ‘Kufi’ bir yazı bulunmaktadır.

Tahtalı Cami,Kasaplar Cami,Mescit,Şeyh Lütfullah Cami, Hakkı Çavuş Cami, İbrahim Ağa Cami, Martlı Cami, Hacı Alibey Cami, Karaoğlan Cami,Alacamescit Cami,Umurbey Cami,Yeşilli Cami,Eski Hamidiye Cami, Eski Yıldırım Cami,Hacı Kaya Camii,Seferağa Cami,Okçu Cami,Eminağa Cami,Çırpılı Cami,Hacı Sefer Cami, Kırımlı Cami, Yoğurtçu Cami,Vicdaniye Cami, İbrahim Bey Cami, Çınarlı Cami, Kayabey Cami, Mecidiye Cami, Akçaköy Cami.

b)Balıkesir İlçelerinde Bulunan Tescilli Camiler

-Ayvalık;

Saatli Camii : İlçe merkezinde, İsmet Paşa Mahallesinde yerli Rumlar tarafından kilise olarak yapılmış, 1928’den sonra camiye dönüştürülmüştür.

Hamidiye Cami: Sakarya mahallesindedir. İlçede cami olarak yapılmış tek özgün yapıttır. Sultan Abdülhamit tarafından 19. yy’ın ikinci yarısında yapılmıştır. Melez üslubun bir örneği olan cami, kareye yakın planlı ve kırmızı kesme taştandır.

Hayrettin Paşa Cami: 19. yy’ın ikinci yarısında yapılmış olan kilise daha sonra camiye çevrilmiştir.

Çınarlı Cami: İlçe merkezinde, Hamdibey Mahallesindedir.19.yy’ın ikinci yarısında Ayvalık’ta oturan Rumlarca yapılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra camiye çevrilmiştir. Moloz ve kesme taş malzemesiyle yapılan yapının planı dikdörtgendir. Ortası kubbe ve yanları tonoz ile örtülü binanın içerisinde tonozların önündeki galeriyi taşıyan kalın sütunlar bulunmaktadır. Bu sütunlar kompozit başlıklıdır.

Çamlık Cami ‘de ilçe merkezinde bulunmaktadır.

-Bandırma;

Haydar Çavuş Cami: Tek kubbeli kare planlı sade bir yapı olan camiyi, 19.yy başlarında Haydar Çavuş yaptırmıştır. 1873 yılında yanan cami, neo- klasik anlayışta yeniden yapılmıştır. Sunullah Cami, Habibullah Hamarat Cami, Hacı Yusuf Cami, ,Çınarlı Şevkiye Cami,Bandırma Ulu Cami,Eski Doğruca Köyü Cami, Emre Köyü Cami, Bigadiç Yeşilli Cami diğerleridir.

-Burhaniye

Şahinler Köyü Camii: Yaklaşık 150 yıllık olduğu tahmin edilen camii, Türk –İslam aleminde , içerisinde eski hat örnekleri olmayan, buna karşın köy mezarlığı ve Rezelli Değirmeni ile çeşitli doğa ve meyve fresklerinden oluşan süslemeli kubbeleriyle çok ayrı özellikte bir camidir. 1993-94 yıllarında Vakıflar Müdürlüğü tarafından Kültür Bakanlığı Anıtlar Yüksek Kurulu denetiminde restore edilmiştir.

Koca Cami,Hanay Cami,Çerkeş Cami Minaresi, Hacı Ahmet Cami Hasan Ağa İskele Cami (Osman Ağa Cami)Cami de diğerleridir.

-Dursunbey; Horata Cami Halhallı Cami Yeni Cami Çarşı Cami.

-Edremit

Kurşunlu Camii: Selçuklular döneminde Yusuf Sinan tarafından yaptırılmıştır. Kubbesi kurşunla örtülü olduğundan Kurşunlu Camii denilmiştir. Avlusunda Yusuf Sinan’ın kabri vardır. Başucundaki yazı, Balıkesir sınırları içindeki en eski kitabedir .

İbrahim Cami, Ağa Cami, Pazaryeri Cami, Yakup Ağa Cami, Alemizade Cami, Dedeler Cami , Kavcı Cami, Mahkeme Cami, Hamidiye (Tatarlar) Cami , Bekir Ağa Cami, Altınoluk Beldesi Köyiçi Cami diğerleridir.

-Bigadiç

KasımPaşa Camii:1549'da Kanuni Sultan Süleyman'ın vezirlerinden Cezerizade Kasım Paşa tarafından yaptırılmıştır.Tamamen kesme taşlarla yapılan cami birkaç defa tamir olmuşsa da minaresi orijinal hali ile

günümüze gelmiştir. Yapıldığı dönemin tüm mimari özelliklerini yansıtan Kasım Paşa Camii’nin duvarlarında

1901 tarihli levhalarda hat sanatının değişik örnekleri mevcuttur.

Halen Bigadiç'in merkez camii olarak kullanılan Yeşilli Camii, 1715 tarihinde Bigadiçli Çavuşzade İsmail Ağa tarafından yaptırılmıştır.Yangın, deprem gibi sebeplerle üç defa onarım görmüştür. Bu yüzden üzerine harcanan emek ve yapılan masraflar bir hayli fazladır.
 
-Erdek Paşalimanı Adası Paşalimanı Cami

-Gömeç Merkez Cami

-Gönen Hodul Köyü Cami, Çobanhamidiye Köyü cami

-Havran Çarşı Cami Ebubekir Cami,Orta Cami, Tekkem Cami, Büyükdere Köyü Cami

-Kepsut Dereli Köyü Cami

-Manyas Mecip Köyü Cami

-Marmara Adası İskele Cami

-Savaştepe Çavlı Köyü Cami

-Sındırgı Cami

-Susurluk Burhaniye Cami

2. KİLİSE VE MANASTIRLAR :

-Balıkesir Merkez Akçaköy Kilise Kalıntısı

-Ayvalık

Taksiyarhis Kilisesi : 1873 yılında inşa edilen kilise; akmayan, işlemeli sarımsak taşlarıyla dikkati çeken Aşağı Çeşme sırasındadır. Bulunduğu yer, Hıristiyanlar ile Müslümanların birlikte yaşadığı kentin ilk mahallesidir. Çevresindeki sokak dokusu ve neo-klasik özellik taşıyan sivil mimari dokusu, tipik evleriyle bir bütünlük içindedir. Kilise; mimari özellikleri, içteki mermer işçiliği, dini konuları içeren tavan süslemeleri, İsa’nın doğumundan ölümüne kadar anlatan resimleri , balık derisi üzerine yapılmış azize portreleri ile kentin halen bozulmamış en dikkate değer eseridir.

Aya Nikola(Taksiyarhis) Kilisesi : Alibey Adası’ndadır. Tevrat ve İncil’den alınan dini konuların işlendiği fresklerle süslenmiştir.

Ayışığı Manastırı : Ayışığı Manastırı diye Türkçeleştirilen Patriça’ daki (Alibey Adası’nın kuzeye doğru uzantısı) Manastıra, Birinci ve İkinci Köyü geçtikten sonra ulaşılır. Büyük ölçüde kendine özgü yapısı ve özelliklerini koruyabilmiştir.

Leka Manastırı : Dalyan Boğazının körfeze girerken sol yakadaki zeytin ağaçlarının arasından görünen boğaza hakim manastır. Geleneksel manastır yapısının korunmuş olması, yapımında keşişlerin çalışmış olmasındandır.

Ayazma Kilisesi: İon sütunlu Fenoremeni Kilisesi, ortodokslarca içindeki kutsal su nedeniyle ‘ayazma’ olarak anılmaktadır.

Agios Nikolaos (Aya Triada) Kilisesi, Harap Kilise, Küçük Kilise , Aşıklar Tepesi diğerleridir.

-Edremit; Güre Beldesi Kilise Kalıntısı

-Erdek

Yukarı Yapıcı Köyü Kirazlı Manastırı: Antik dönemde Didumus Dağı olarak bilinen dağın eteğinde manastır, kilise ve yapı gruplarından oluşan bir kompleks tir. Duvar tekniğine göre; 19.yy’da(1800’lü yıllar) Rumların kullandığı bir dini anıt yapı olduğu anlaşılmaktadır. Mevcut temellerden ve duvar kalıntılarından bodrum üzerine 2 katlı olduğu görülmektedir. Bugün mevcut olan kilisenin, güney duvarı ile absis duvarının bir kısmı ayakta ve yüzeyde bulunmaktadır.

Ormanlı Köyü Manastır Kalıntısı, Ballıpınar Köyü Kilise Kalıntısı, Karşıyaka Beldesi Kilise Kalıntıları da bulunmaktadır.

-Gönen; H.Hüseyin Bey Köyü Kilise

-Marmara Adası; Çınarlı Köyü Manastır Kalıntısı, Ekinlik Köyü Kilise Kalıntısı

3. ŞEHİTLİKLER :

-Balıkesir Merkez Hava Şehitliği

- “ “ Garnizon Şehitliği

-Ayvalık Şehitliği

-Bandırma Hava Şehitliği

- “ Ayyıldız Tepe Şehitliği

- “ Son Kurşun Anıtı

- “ Edincik Şehitliği

-Burhaniye Karaağaç Şehitliği

- “ Hüseyinoğlu Aziz Şehitliği

-Edremit Şehitliği

-Erdek Şehitliği

-Gönen Şehitliği

- “ Kıbrıs Şehitleri Abidesi

-Kepsut İnebey Şehitliği

-Manyas Şehitliği

Müzeler

Kuvâ-yi Milliye Müzesi: Müze oluncaya kadar, eski belediye binası olarak

kullanılan bina, 1840yıs 1919 ‘da Balıkesirlilerin toplanarak silahlı mücadele kararının alındığı ve Kuvâ-yi Milliye ateşinin parladığı bu bina uzun yıllar 2. Kolordu Komutanlığı’na ve Ali Hikmet Paşaya karargâh vazifesi görmüştür. İzmir Şimal Cepheleri Heyeti’nin çalışma merkezi olmuştur. Konağın kompleksi içinde bulunan ve 1913 yılında “Okuma Yurdu” olarak açılan ve yine 18 Mayıs 1998’de “Milli Mücadele Tarihimiz Kitaplığı” olarak hizmete giren binada 6 Şubat 1923 tarihinde İlimize ilk gelişlerinde Büyük Atatürk ‘ü de misafir etmiştir.2 kata yayılan seksiyonlardan oluşan Kuvâ-yi Milliye Müzesi’nin 120 m2’lik zemin katında ; Balıkesir Kuvâ-yi Milliye’ sinin kurulmasında öncülük etmiş 41 Bayrak Adam ’ın aldıkları yazılı kararlar, 5 adet Kongrenin Kararları, bu kahramanların özel eşyaları, fotoğrafları ile Atamızın Balıkesir’e gelişlerinde çekilmiş fotoğrafları sergilenmektedir. 2.Katında ise ilimizde ortaya çıkan arkeolojik eserler ile etnografik eserler sergilenmektedir.

Müze; Pazartesi hariç mesai saatlerinde açıktır.

Telefon No: 0.266.24 33 181 Faks: 245 30 27

Tahtakuşlar Etnoğrafya Müzesi: Akçay’dan 6 km. sonra Çamlıbel yoluna girdiğimiz de sol yol sizi Tahtakuşlar’a , sağ yol ise Çamlıbel’e ulaştırır.Takiben 1-2 km. sonra Tahtakuşlar Köyüne girdiğinizde Etnoğrafya Galerisi karşınıza çıkar. Alibey KUDAR tarafından kurulan galeri,1991 yılında açılan Türkiye’nin ilk ÖZEL ETNOĞRAFYA MÜZESİ ile 1992 yılında açılan ve Türkiye’de ilk kez bir köyde kurulan sanat galerisidir. Galeride, Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden Türk boylarının ilginç ve özgün kültür varlıkları, giyim, ev eşyaları, aletleri, halıları ve çadırları her türlü sanat yapıtları, yazmalar, kolyeler, nazarlıklar...vb. ile dünyada sergilenen en büyük deri sırtlı deniz kaplumbağası yıl boyunca sergilenmektedir. Haftanın her günü açıktır.

TEL: 0.266.3873340             www.etnografya-galerisi.com                     www.tahtakuslar.8m.com

Sıdıka Erke Etnoğrafya Müzesi: Edremit Belediyesi tarafından kurulan müzede; Kuvâ-yı Milliye odası, geleneksel Türk ev adaları,el yapımı eserler, eski silahlar sergilenmekte olup, Müze Yunus Emre Parkının hemen yanındadır.Pazartesi hariç 9.00-12.00-13.00-1700 saatleri arası açıktır. Tel:0.266.3741718

Bandırma Arkeoloji Müzesi: 1989 yılında Bandırma Belediyesi’nden alınan arsayla Bandırma Müzelerini Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından müze binasının yapımı planlanmış ve 1992 de inşasına başlanmıştır.1993 yılında su basmanı seviyesine gelindiğinde ise inşaat Kültür Bakanlığı’na devredilmiştir. İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ nün kontrolörlüğünde 1995 yılından itibaren çalışmalara devam edilmiştir.Bandırma Arkeoloji Müzesi, Ziraat Bahçesi olarak da bilinen Atatürk Parkı’nın yanında yer almaktadır. Bandırma-Erdek,Çanakkale, İzmir yolunun kesiştiği noktanın yaklaşık 200 m. yakınında bulunması tatillerini bu yörede geçirmek isteyenlerin müzeyi ziyaretini kolaylaştırmaktadır.22 km lik mesafede bulunan Erdek,30-35 dakika uzaklıktaki Gönen ve Manyas, yaklaşık 35 km uzaklıktaki Susurluk Ilıcaları, Edremit, Akçay, Altınoluk, Çanakkale-Assos v.b. görmek için deniz yoluyla Bandırma’ya gelen tatilcilerin kullanmak zorunda olduğu güzergah üzerinde bulunan Bandırma Arkeoloji Müzesi, Liman İşletmeleri’nin ve Toprak Mahsulleri Ofisi binasının arkasında konumlanmıştır. Özel aracı olmayanlar için de İstanbul Deniz Otobüsleri İşlemesi’nin ön kısmında yer alan taksi dolmuş ve dolmuşların bulunduğu durakta 15-20 dakika arayla müzeye dolmuş seferi düzenlenmektedir.Şehrin batısında kalan müze, şimdilik yerleşim alanının biraz dışında bulunmaktadır. Ancak hızlı bir gelişim gösteren şehir ve bu gelişime bağlı olarak artan nüfusla, kısa zamanda yerleşim alanı içinde kalacaktır.

Müze pazartesi günleri hariç,hafta sonları da dahil olmak üzere her gün saat 09 00-16 00 arasında ziyarete açıktır.

Tel No: 0 266 714 82 71 - 715 41 38

Bigadiç Müze Ve Kültür Evi: 1942 Bigadiç depremi sonrasında Tekel İdaresi için yapılan ve 1930-1940 yılları arasında yaşanan Akılcı-İşlevci Mimarlık Akımı örnekleri arasında sayılan özellikli bir yapı, Kaymakamlığımız öncülüğünde, Belediye ve ÇEKÜL "Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma" Vakfı işbirliğiyle ÇEKÜL Vakfı tarafından hazırlanan Röleve ve iç mimari plânlarına uygun olarak İstanbul Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü'nün katkılarıyla ve Belediye imkânlarıyla yeniden düzenlenerek müze ve kültür evi haline getirilmiştir. Müzede: a)" Kuvâ-yi Milliye Hareketi" içinde özel yeri olan Balıkesir'in Bigadiç ayağına ilişkin " Kuvâ-yi Milliye Bölümü"; b)Arkeoloji Bölümü; İlçe merkezine 18 km uzaklıkta bulunan Ancyra antik yerleşimine ait kalıntılar; c)Etnografya Bölümü; Son 200-300 yıllık zaman kesitinde günlük yaşama dair öğeler bulunmaktadır. Ayrıca 96 m2 büyüklüğünde 90 kişilik toplantı, seminer vb etkinlikler ile resim, fotoğraf vb. sergiler için kullanıma uygun çok amaçlı bir salon bulunmaktadır. Müzenin açılışı 1 Aralık 2001 tarihinde Çekül Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen'in de katılımıyla Sayın Utku ACUN tarafından yapılmıştır.

Bigadiç Müzesi ve Kültür Evi; Pazar ve Pazartesi günleri tatil olup diğer günler 08.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

İrtibat Telefonu :(0 266) 614 28 38

Gönen Mozaik Müzesi: Gönen Termal Tesisleri yanındadır. Üstü örtülü alandaki müzede, taban mozaiği ile çevresinde derlenmiş olan Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserleri bulunmaktadır.

Saraylar Köyü Açık Hava Müzesi: Marmara İlçesindeki Bizans döneminden kalan eserlerin bulunduğu müze, Marmara’ya 25 km uzaklıktadır.

Antik kentler (Ören Yerleri)

ÖREN YERLERİ 

1-DASKYLEION ANTİK KENTİ:

Bandırma’nın 30 km. güneyinde herkes tarafından bilinen kuş cennetine çok yakın Ergili Köyünün 2 km. doğusunda Kuş gölünün güney-doğu ucunda yer alıyor.

M.Ö. 7.y.y.da Daskylos adıyla bilinen ünlü Lydia Kralı’nın Sardis’ten hanedan kavgaları nedeniyle buraya gelmesiyle kent Daskyleion adını almıştır.

Daskyleion’da doğan oğlu Gyges daha sonra Lydia’ya geri çağrılıyor. Gyges Lydia’ya kral olduktan sonra şehre Daskyleion deniliyor. Çünkü Daskyleion “Daskylos’un yeri anlamındadır. Bu ismi M.Ö.650 yıllarında almıştır.

Daskyleion’da Troya gibi erken dönem yerleşimlerinin olduğu kenttir. Bazı antik yazarlara göre M.Ö.12. yüzyılda Aoellerden bir grup Daskyleion’a gelip yerleşmişler, Ancak kenti daha önceki dönemlere (Kalkolitik döneme) götürecek buluntular yüzey araştırmalarında ele geçmiştir.

Bölgede ilk araştırmayı 1952 yılında Kurt Bittel yapmıştır. Antik metinlerin verdiği coğrafi bilgileri’de değerlendirerek Daskyleion’un bugünkü adı olan Hisartepeyi belirlemiştir. Daha sonra 1954 yılında Prof. Dr. Ekrem AKURGAL kazıya başlamıştır. 1960 yılına kadar devam eden kazı, 1988 yılında Prof Dr. Tomris BAKIR tarafından yeniden başlatılmıştır.

Kuş Cenneti (Paradeisos) ve Daskyleion, doğal ve tarihi çevre kavramında ele alınan bütünleşmiş iki olgudur. Doğa güzellikleri ve yörenin güçlü bir Jeopolitik konuma sahip olması nedeniyle Daskyleion kuş gölünün (Daskylitis) güneyine kurulmuştur.Çünkü tüm antik yazarlar Daskyleion ve Paradeisos’un güzelliğinden övgü ile bahsetmektedir. M.Ö.334 yılında Büyük İskender (Makedonyalı Alexandros) bir dünya imparatorluğu kurmuş olan Persleri ortadan kaldırmaya karar verdiği zaman Pers Satraplığı (Genel Valilik) merkezi olan Daskyleion’uda ününü ve güzelliğini duyduğu Paradeisos için ele geçirmeyi düşünmüştür.

Büyük İskenderden önceki dönemlerde de Trakya, Boğazlar, Marmara Denizi, Propontis ve Küçük Frigya bölgelerinin hem kontrolünü, hem de siyasi ve ekonomik yönetimini ellerinde tutma yetkisine önem vermiş devletler, Anadoludaki jeopolitik konumunun ciddiyeti nedeniyle Daskyleion’da her devirde etkin olan bir kale ve yerleşimin varlığını korumuşlardır. İşte bu amaca yönelik Daskyleion, sırayla Frig, Lydia, Akhaemenid, Makedonya ve Hatta Bizanslılar tarafından güçlü kale niteliği korunmuş bir merkez olarak özenle imar edilmiş, ekonomisi üst düzeyde tutulmuş ve ünlü idarecilerin yönetimine bırakılmıştır.

Daskyleionda yaşamış olan bu devletlere ait maddi kalıntılar yapılan arkeolojik kazılarda yavaş yavaş gün ışığına çıkartılmıştır.

Günümüzden yaklaşık beşbin yıl öncesine ait prehistorik çağlarda bu yöredeki yerleşimi kanıtlayan taş baltalar ve çakmak taşından dilgiler yanında M.Ö.1700-1800 yıllarına tarihlenen  steatit’ten yapılmış bir babil ürünü silindir mühür, hem yörenin, hem de Anadolu’nun bu tarihlerde Ön Asya kültürleri ile olan ilişkilerine işaret etmektedir.

M.Ö.2.bin yılının ortalarından, 1.bin yılın başlarına kadar Batı Anadolu’nun tümünün yaşadığı ve nedeni bilinmeyen bir karanlık devrin arkasından M.Ö.1200 lerde Dorlar diye adlandırılan kavim kuzeyden önce kıta Yunanistan’a sonrada Trakya ve Boğazlar üzerinden geçerek Daskyleion’a gelmişler, ancak bu kavime ait herhangi bir buluntu ele geçmemiştir. Dor’lardan sonra ise Trakyadan Anadolu’ya göç eden Friglerin bu yörede yerleştiklerini gösteren hem yazılı belgeleri, hem de onların kullandıkları seramikler kazılarda gün ışığına çıkartılmıştır. Bir frig adak yazıtını içeren, kırık haliyle bile boyu bir metreyi geçen bir mermer blok Anadolu Eski Çağ tarihi coğrafyası ile birlikte frigya bölgesinin sınırlarını değiştirmiştir. Frigler daha sonraki yüzyıllarda Anadolu’nun içlerine yayılmışlar ama Daskyleion’da bazı frig soyluları Pers satrapları ile birlikte onların saraylarında yaşamışlardır. Bunu kanıtlayan bir buluntu da satrap sarayında ele geçen M.Ö.4.y.y. ortasına tarihlenen, üzerinde frig harfleri ile yazılmış bir kelimenin bulunduğu bir içki kasesidir.

Daskyleion’da yapılan kazılar neticesinde Lydia Kralı Daskylos’un içinde yaşadığı saraya ait duvar kalıntıları açığa çıkartılmıştır. Taş temel üzerine kerpiç duvarlardan oluşan saray duvarlarında üç evreli yanık tabakalar ele geçmiştir. M.Ö. 7.y.y. da batı Anadolu’nun tümü için büyük bir felaket sayılan Kimmer’ler diye anılan bir yabancı kavim tarafından yakılıp yıkıldığını göstermektedir.

Yine kazılar sonucu ortaya çıkartılan Daskylos saray temelinin ele geçtiği seviye ile uyumlu özel bir teknikle inşa edilmiş ve temelin altında yer alan atık su kanalı; 2700 yıl önce burada yaşayan insanların bilinçli olarak çevrelerine ve doğaya olan duyarlılıklarını göstermektedir. Düzgün işlenmiş plaka ile yan duvarları, tabanı ve üstü kapatılmıştır.              

Diğerleriyle birlikte Bandırma Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

2-ANTANDROS ANTİK KENTİ :

Antandros Antik Kenti, Edremit İlçesi Altınoluk Beldesi’ nin 4km. doğusunda, İda Dağı (Kazdağı) eteklerinde,  Pelasg’lar tarafından kurulmuştur. Adramytteion (Burhaniye-Ören) – Assos (Behramkale) yolu üzerinde askeri bakımdan stratejik bir konuma sahip olan kentin, M.Ö. 10.yy’ da kurulduğu düşünülmekle birlikte, çok yakınında bulunan Assos’ un M.Ö.2.bin yıllarına kadar inen tarihinden Antandros’ un da bu tarihlerde iskan görmüş olması mümkün görülmektedir.

Antik yazar Strabon, Leleg kavminin Bababurnu’ ndan (Lekton) İda dağına kadar olan bölgede yerleştiklerini belirtmektedir. Önce Thrakialı Mysialılar’ ın  yerleştiği bilinen bölge, M.Ö. 7.yy’da Limni üzerinden gelen Aioller tarafından iskan edilmiştir. Pelasgların da bu tarihlerde Antandros’a yerleştikleri antik kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Antandros’un bir Pelasg kenti olduğunu, tarihteki Batı Anadolu İsyanı’ndan (M.Ö. 499-494) sonra Pers kralı Dareios’un komutanı Otoneis’in Antandros’u zapt ettiğini ve Kserkeses ordusunun Yunan seferine giderken kentin yanından geçtiğini Heredot’tan öğrenmekteyiz.

Anadolu’da araştırmalar yapan Henri Kiepert kitabında Antandros’un akropolünün Altınoluk – Avcılar arasında Yarmataş olarak bilinen 215km. rakımlı tepede bulunduğunu ve kentin doğuya doğru yayıldığını ifade etmektedir.

Kentin nekrolpolü ise Yarmataş Tepesi’nin 2km daha batısında yer almaktadır. Nekropol alanı inşai faaliyetler sırasında ortaya çıkmış ve 1989-1996 yılları arasında kurtarma kazıları yapılmıştır. 2001 yılında Balıkesir Müze Müdürlüğü Başkanlığı’nda ve Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat’ın Bilimsel Danışmanlığı’nda başlatılan ve halen devam eden Müze kazılarında, M.Ö. 7-2.yy arasında kullanıldığı anlaşılan nekropolde, arazinin eğiminden faydalanılarak üst üste iki ve üç kat olarak yerleştirilen lahit mezarların yanı sıra kremasyon (ölü yakma) ve direk toprağa gömü şeklinde bir çok gömü yapıldığı görülmüştür. Bu mezarlardan çıkarılan mezar hediyeleri, Balıkesir Müzesi’nde sergilenmektedir.

Kaçak kazılar sonucu ortaya çıkan Roma dönemine ait bir taban mozaiği çevresinde yapılan sistemli kazılar sonucunda M.S.1.yy tarihlenen ve duvarlarında fresk bulunan, taban döşemeleri mozaikli bir zengin evi bulunmuştur.

3-KYZIKOS ANTİK KENTİ :

Kyzikos, Kapıdağ eteklerinde Bandırma- Erdek karayolunun geçtiği yerde kurulmuştur. Yöre tarihi, Kurt Bittel tarafından yapılan araştırmalar sonucunda Neolitik (M.Ö. 6. bin) ve Kalkolitik (M.Ö. 5. bin) Dönem’ e kadar inmektedir.

Mysia’daki Olympos (Uludağ) yamaçlarında yerleşmiş olan, daha sonra Aisepos Ovası’na inen veya Thessalia’ dan bu yöreye (Aisepos / Gönen- Kocaçay ile Rindkos /Mustafa kemal Paşa-Atranos Çayı arasına) yerleşmiş olan Dolionlar, Kyzikos’ da yaşayan en eski kavimdir. Bu nedenle bu bölge aynı zamanda Dolionia veya Dolionis diye adlandırılır.

Yunan mitolojisinde Gürcistan (Kolkhis)’da var olan altın postu almak için, Yunanistan’dan yola çıkan Argonautlar yolda Dolionia (Kyzikos)’ya uğrarlar. Kral Kyzikos Argonlar’ı iyi karşılar. Onları yedirir, içirir ve yanlarına bol kumanya vererek uğurlar. Yola çıkan Argonautlar o gece fırtınaya yakalanırlar ve karaya çıkarlar. Gece karanlığında tekrar Dolonia topraklarına çıktıklarını fark etmeyen Argonautlar, Kral Kyzikos’u ve  yanındakileri düşman zannederek çarpışırlar. Ancak bu çarpışmada Kral Kyzikos ölür ve Kyzikos’un ölümüyle şehir Kyzikos adını alır.

Kyzikos’ un ölümünden sonra Tirrhenialı Pelesgoslar Kyzikos’u işgal ettiler. Daha sonra M.Ö.1200’lerde Ege ve Balkanlar’ dan Anadolu’ya göç eden kavimlerle tanıştılar.

Bir süre İonia şehirlerinin en önemlilerinden biri olan Miletos’ un (Söke- Balat Köyü) kolonisi olarak varlığını sürdüren Kyzikos Kenti, bağlı bulunduğu zengin Lydia Devleti’nin M.Ö. 546 tarihinde Kyros tarafından yıkılmasıyla birlikte Pers egemenliğine geçmiştir.

M.Ö. 364 yılında bağımsızlığını kazanmış olan Kyzikos M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’in Persler’ i yenmesiyle Makedonyalılar’ ın egemenliğine geçmiştir.

M.Ö. 3. y.y.’ da Marmara Denizi’nde ticaret yolları üzerinde olması nedeniyle büyük önem kazanmış olan Kyzikos, M.Ö. 2. y.y.’da Bergama ile de iyi ilişkiler içine girmiş, bir bilim ve kültür merkezi haline gelmiştir.

Bergama’nın Romalılar’ ın eline geçmesiyle Bergama ile iyi ilişkiler içinde olan Kyzikos da Romalılar’ la dost olmuş, ancak daha sonra Romalılar’ ın egemenliği altına girmişlerdir.

Konstantinus M.S.324 yılında Byzantion’ u Doğu Roma İmparatorluğu’ nun başkenti yapınca, Kyzikos önce donuklaştı sonra yavaş yavaş söndü. Kuvvetli surlarla çevrilen Bizans, kuzeyden gelecek bazı tehlikeleri önlemekteydi. Fakat buna karşılık başka yönlerden gelen akınlar daima Kyzikos’ dan geçti ve yıkılmasını çabuklaştırdı.

M.S. 7.-8. y.y.’ larda Kyzikos artık idari veya askeri bölüm merkezi değildi. Vilayet darphanelerinin çoğu gibi darphanesi terk edilmiş, berzahtaki geçidi dolmuş, surlarının ve binalarının bir kısmı yıkılmış bulunan güzel Kyzikos bundan sonra Konstantinopolis üzerinden yapılan bütün akınlara açık kaldı. Birbirini kovalayan deprem ve istilalar Kyzikos’u oturulacak halden çıkardı. Temizleme ve bakım isteyen limanların dolması dolayısıyla mükemmel bir tabii limanı olan yakınındaki Arteke (Erdek) şehri, gemicilik ve liman faaliyetleri bakımından yavaş yavaş Kyzikos’ un yerini aldı. Ancak o da deprem ve akınlarından hayli zarar gördüğü için bir varlık gösterememiştir.

Gerek İstanbul’u zaptetmek için Kyzikos’a gelen Araplar, gerekse depremler yüzünden zarar gören Kyzikos 23 Eylül 1063’de olan korkunç deprem neticesinde baştan başa yıkıldı. Sağ kalanlar ise şehri terk etmeye başladılar.

Kapıdağ Yarımadası’nı, anakaraya bağlayan berzah, ilk çağda dolmadan önce bu kent,üç limanı, Hadrian Tapınağı ve amphitheatırı ile ünlü bir ticaret şehri ve şarap, zeytinyağı, buğday,mermer, parfümeri ile ünlü bir koloniydi. Üç büyük deprem, berzahtaki limanın dolması ve bataklığın sıtma yaratması, halkının bu günkü Erdek’ e göç etmesine yol açtı. Depremler Efes görkemindeki bu kentin bilinmezliğe terk edilmesine  sebep olmuştur.

Kentin Antik Topografyası:

Propontis’ te önemli bir stratejik konuma sahip Arktonessos’ un anakaraya bağlandığı kıstağın hemen kuzeyinde yer alan Kyzikos, bugün “Belkıs” ve “Balkız” olarak da anılmaktadır. İzlenilen kalıntılara göre kentin yerleşim alanı kuzeyde Dindymos Dağı (Ayı Dağı), Hamamlı ve Belkıs (-Yeniköy) köyleri; batıda Erdek körfezi ve Düzler Köyü, güneyde Erdek-Edincik-Bandırma karayolu; doğuda Aşağı Yapıcı Köyü ve Bandırma körfeziyle  çevrelenmiştir.  

Hadrian Tapınağı:

Kyzikos Kenti’nde ise şimdiye kadar tespit edilmiş dört tane tapınak vardır. Bunlardan en büyüğü ve en önemlisi Hadrian Tapınağı’ dır.          

Kyzikos Antik Kenti’nin batısında konumlanan Hadrian Tapınağı, günümüzde  Bandırma -Erdek karayolunun Düzler Mevkii’nde, karayolundan yaklaşık 300 m içeride yer almaktadır.

Tapınağın yapımına daha önce  Tanrı Zeus adına başlanmış, ancak bitirilememiştir. M.S.123 yılında olan bir depremden sonra İmparator Hadrian’ ın kenti ziyaretinin ardından yapımına tekrar başlanır. Bitirilişi ise ancak Antoninler Dönemi’nde (M.S.138-197) gerçekleşir. Ancak M.S. 150-155 yılları arasındaki yeni bir depremde tapınakta büyük bir yıkım olur ve M.S. 167 yılında yeniden onarılır.   

Antik dönemde dünyanın sekizinci harikası olarak listeye alınan tapınak, M.S. 6. y.y. daki depremden sonra kendi yazgısıyla başbaşa bırakılmıştır.

Amphitiyatro: iki yamaç arasında bulunan bir dere vadisine inşa edilmiştir. Böylece oturma yerlerinin büyük bir kısmı doğal arazi üzerine yapılabilmiştir. Yalnız açık kalan her iki tarafa yer altı tonozları yapılmak zorundaydı. Böylece hem oturma sıraları için yer, hem de dere suyunun geçip gidebileceği tünel sağlanmış oldu.

Oval bir plana sahip olan amphitiyatroda dere suyunun yönünü değiştiren bir kanal mevcuttur. Bu kanalın suyunun amphitiyatronun etrafından geçmesini sağlayan bir bendi vardır. Böylece hem sudan kurtulmayı, hem de sudan yararlanmayı amaçlamışlardır.

Amphitiyatroların, gladyatör oyunlarından başka, su balesi ve deniz savaşı sahnelerinin temsil edilmesinde de kullanıldığı antik kaynaklardan anlaşılmıştır. Bunun için gerekli olan su, arenanın altından dere suyunun bentlerle biriktirilmesi ile sağlanmıştır.

Kyzikos Amphitiyatrosu’ nun uzunluk ve çapraz dış ölçüleri 180 x155 m’dir ve bu ölçülerle en büyük ve en ünlü amphitiyatrolar arasına girmektedir. Roma Colosseum’u Kyzikos Amphitiyatrosu’ nu  önemsiz bir farkla geçmektedir.

Amphitiyatronun kesin yapım yılı bilinmemektedir. Ancak İmparator Hadrian zamanında M.S. 130 yıllarında yapılmaya başlandığı söylenebilir.

Tiyatro: Kentin önemli yapılarından birisidir. Antik kaynaklar bu tiyatronun, Anadolu’daki diğer tiyatrolarla karşılaştırıldığında, büyüklük ve bezemelerinin güzelliğiyle önemli bir yere sahip olduğunu vurgular. Dıştan dışa yaklaşık 145 m. çapındaki tiyatronun orkestra kısmı 55 m. çapındadır. Oturma kısmının üst seviyesinin orkestradan yüksekliği 20 m. dir. Tiyatro Grek tiyatroları gibi tepenin eğimine yerleştirilmiş olup, günümüze gelen kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla anıtsal bir skene yapısına sahip olmalıydı.

Tiyatro  tamamen  defne  ağaçları  ve  bodur  çalılarla  kaplıdır.  Bu  nedenle  yaklaşık  20 000 kişi kapasiteli Kyzikos Tiyatrosu ile ilgili yeterli bilgiye sahip olabilmek  ve tarihleme yapabilmek için, mutlaka bilimsel bir kazı yapılması gerekmektedir.           

4-ADRAMYTTEION ANTİK KENTİ :

Adramytteion Antik Kenti bugünkü Burhaniye İlçesi’nin 2km kadar batısında bulunan Karataş Mevkii’nde, Ören Tepe’ yi de içine alan geniş bir alanda Pelasglar tarafından kurulmuştur.

Strabon’a göre kenti yeniden imar eden Lydia prensi Adramis buraya Atina’dan kovulan Delos Adası sakinlerini yerleştirmiştir. Daha sonraları ise Aiolis ve Lesbos’ tan gelenler ile Adramytteion sakinleri arasında mücadeleler olmuştur.

M.Ö. 546 yılında Lidya krallığının Perslere yenilmesi sonucunda kent Daskyleion satraplağına bağlanmıştır. Batı Anadolu İsyanı’ndan (M.Ö. 499-494) sonra sakinleri öldürülen ve yıkılan kent harap duruma gelmiştir.

Antik Mysia bölgesinin en önemli şehirlerinden biri olan kent, kendi adına sikke basabilme yetkisine sahipti. Kent adına basılmış bir çok sikke günümüze kadar ulaşmıştır. 

5-PROKONNESSOS ANTİK KENTİ :

Marmara Adası’nın kuzeyinde Saraylar köyü sınırları içinde kalan mermerleri ile ünlü bir şehirdir. Mermer ocaklarında yarı işli hale getirilen lahitler, steller, postamentler, sütun ve sütun başlıkları vb. malzemeler özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde buradan gemilerle İtalya ve İstanbul’a gönderilmekte idi. Günümüzde de antik mermer ocakları işletilmeye devam edilmektedir.

6-ANCYRA ANTİK KENTİ : Bigadiç İlçesi Hisar Köyü sınırları içinde kalan antik kent Roma dönemi termal yerleşim alanıdır.

7-HADRIANEIA ANTİK KENTİ : Dursunbey İlçesi’nin kuzey batısında yer alan Roma dönemi yerleşim yeridir.

8-ASTYRA ANTİK KENTİ : Edremit İlçesi Güre Beldesi sınırları içinde kalan antik yerleşim.

9-THEBE / THEB ANTİK KENTİ : Havran İlçesi sınırları içinde yer alan antik yerleşim.

10-ARTEKA ANTİK KENTİ : Erdek İlçesi Zeytinli Ada ve çevresinde klasik dönemde kurulmuş şehir.

11-ZELEIA ANTİK KENTİ : Gönen İlçesi Sarıköy Beldesi’nde Klasik dönemde kurulmuş şehir.

12-PERIHHARAXIS ANTİK KENTİ : Bugünkü Karacaören Köyü civarında Roma döneminde kurulmuş şehirdir.

13-KERASEION ANTİK KENTİ : Savaştepe İlçesi sınırlarında yer alan yerleşim.

14-ATTANEION ANTİK KENTİ : Sındırgı İlçesi sınırları içinde yer alan antik yerleşim.

15-PLAKIA ANTİK KENTİ : Bandırma İlçesi sınırları içinde yer alan antik yerleşim.

Yorum Yaz